“Çukurova’da sera yatırımı iklime göre planlanmalı”
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eser Çeliktopuz, Çukurova'nın modern sera yatırımları için önemli bir potansiyel taşıdığını belirtti. Ancak farklı bölgelerde başarı sağlayan sera modellerinin doğrudan bölgeye uygulanmasının doğru olmayacağını vurgulayan Çeliktopuz, "Sera bir bina değildir. Sera, bulunduğu bölgenin iklimine göre tasarlanması gereken bir bitki üretim sistemidir." dedi.
Uzun üretim dönemi, yüksek güneşlenme süresi, güçlü tarımsal altyapısı, ulaşım olanaklarıyla Çukurova'nın örtü altı üretimde öne çıkabilecek özelliklere sahip olduğunu belirten akademisyen, planlanan büyük ölçekli organize tarım ile sera yatırımlarının Adana başta olmak üzere bölgeyi Türkiye'nin önemli üretim merkezlerinden biri durumuna getirebileceğini belirtti.
Başarı doğru tasarımla olası
Sulama, sera teknolojileri, modern üretim sistemleri üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Çeliktopuz, yatırım sürecinde en sık karşılaştığı eksikliğin iklim çözümlemelerinin yeterince dikkate alınmaması olduğunu söyledi.
Yatırımcıların çoğunlukla sera iskeleti, örtü gereci ile donanım maliyetlerine odaklandığını belirten Çeliktopuz, buna karşın güneş ışınımı, sıcaklık, bağıl nem, bitki su tüketimi gibi temel çevre etkenlerinin yeterince değerlendirilmediğini dile getirdi.
Bu yaklaşımın yıllar sonra ciddi sorunlara yol açtığını kaydeden akademisyen, milyonlarca liralık yatırımlara karşın seraların istenilen başarıyla işletilemediğini söyledi. Üreticilerin gübreleme, ilaçlama, sulama programlarını değiştirmesine karşın asıl sorunun çoğu zaman sera tasarımından kaynaklandığını vurguladı.
Çukurova'nın belirleyici etkeni sıcaklık ile nem
Bölgede sera tasarımının temelini iklim koşullarının oluşturduğunu belirten Çeliktopuz, yüksek güneş ışınımı, uzun süren sıcak dönemler, yüksek bağıl nemin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
Modern bir serada ilk sorulması gereken konunun büyüklük olmadığını dile getiren akademisyen, asıl sorunun sıcak ile nemli havanın nasıl denetim altına alınacağı olduğunu söyledi.
Yetersiz sera yüksekliğinin sıcak havayı bitki düzeyinde tuttuğunu, çatı havalandırmasının yetersiz kalmasının sıcak ile nemli havanın dışarı atılmasını zorlaştırdığını belirten Çeliktopuz, hava dolaşımının zayıf olduğu seralarda mantar hastalıkları, çiçeklenme sorunları, kalsiyum eksikliği, meyve niteliğinde düşüş ile verim kayıplarının kaçınılmaz hale geldiğini belirtti.
Düşük maliyet uzun vadede zarar getirebilir
İlk yatırım giderlerini azaltmak amacıyla sera hacmini küçültmenin önemli bir yanlış olduğunu belirten Çeliktopuz, sıcak bölgelerde sera yüksekliğinin aynı zamanda doğal iklim denetimi sağladığını vurguladı.
Yüksek hacimli seralarda sıcak havanın bitki düzeyinin üzerine taşınabildiğini, doğal hava akımından daha etkili yararlanılabildiğini anlatan akademisyen, alçak seraların başlangıçta ekonomik görünse bile üretim sürecinde daha fazla soğutma gereksinimi, hastalık baskısı, düşük meyve tutumu, nitelik kaybı gibi olumsuzluklara neden olabileceğini söyledi.
Bu nedenle yatırım değerlendirmelerinde yalnızca metrekare maliyetinin değil, bir kilogram nitelikli ürünün üretim giderinin esas alınması gerektiğini dile getirdi.
Tek bir teknoloji çözüm sunmuyor
Fan-pad olarak bilinen buharlaştırmalı soğutma sistemlerinin her koşulda yeterli olmadığını belirten Çeliktopuz, bu sistemlerin başarısının dış ortam nemine bağlı olduğuna dikkat çekti.
Çukurova'nın yüksek nemli dönemlerinde beklenen soğutma etkisinin elde edilemeyebileceğini belirten akademisyen, doğal havalandırma, sera yüksekliği, gölgeleme, iç hava dolaşımı, gerektiğinde etkin soğutma sistemlerinin birlikte planlanmasının doğru yaklaşım olacağını belirtti.
Bölgede başarılı sera yatırımlarının anahtarının pahalı teknoloji değil, Çukurova'nın iklim koşullarına uygun mühendislik çözümleri olduğunu sözlerine ekledi.
Çeliktopuz şunları söyledi:
“Bugün hâlâ bazı sera projelerinde önce konstrüksiyon kuruluyor, bitki sayısı belirleniyor ve en son aşamada “bir de sulama sistemi yaptıralım” deniliyor. Bu yaklaşım teknik olarak yanlıştır. Sulama sistemi, sera projesinin başlangıcında tasarlanmalıdır.
Özellikle Çukurova gibi sıcaklık ve nem dinamiklerinin çok hızlı değişebildiği bölgelerde seraların yalnızca “nem ölçen” değil, bitkinin terleme ortamını yorumlayabilen akıllı sistemlere dönüşmesi gerekir. Çünkü yüksek nemde bitkinin terlemesi yavaşlayabilir. Kalsiyum gibi bazı besin elementlerinin taşınımı olumsuz etkilenebilir.
Hastalık riski artabilir. Aşırı yüksek VPD (buhar basıncı açığı) koşullarında ise bitki kendisini korumak amacıyla stomalarını kapatabilir. Üretici bitkiyi susuz zannederek sulamayı artırır. Ancak bitkinin ihtiyacı bazen daha fazla su değil, daha doğru bir sera atmosferidir.
Ayrıca su kaynağının debisi ve kalitesi, sulama suyu EC ve pH değerleri, yetiştirilecek bitkinin maksimum su tüketimi, sulama zonları, damlatıcı debileri, hidrolik kayıplar, drenaj oranı ve gübreleme sistemi birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle topraksız tarım yapılan seralarda birkaç saatlik sulama hatası bile kök bölgesindeki EC değerini hızla değiştirebilir. Bir vananın açılmaması, bir pompanın beklenen debiyi sağlayamaması veya sulama hattındaki kaçak bazen üretici tarafından saatler sonra fark edilir.
Bitki ise bu hatayı çok daha önce yaşamaya başlamıştır. Bu nedenle modern seralarda sulama sistemleri sadece su veren sistemler olmamalıdır. Verdiği suyu ölçen, beklenen debiyle gerçekleşen debiyi karşılaştıran, anormal durumda alarm veren ve gerektiğinde sistemi durdurabilen kontrol altyapıları kurulmalıdır.
Çukurova’nın önümüzdeki yıllarda modern seracılık açısından ciddi yatırımlar alacağını düşünüyorum. Bu durum bölge tarımı için son derece önemli bir fırsattır. Ancak hızlı yatırım dönemlerinin önemli bir riski vardır: yanlış projelerin de çok hızlı çoğalması. Bugün yanlış kurulan 1 dekarlık bir sera bireysel bir üreticinin sorunudur. Yarın yüzlerce veya binlerce dekarlık sera yatırımlarında aynı tasarım hatalarının tekrarlanması ise bölgesel bir ekonomik probleme dönüşebilir. Bu nedenle organize sera bölgelerinde yalnızca yolların, elektrik hatlarının ve parsellerin planlanması yeterli değildir.
Bölgeye özgü sera tasarım kriterlerinin, iklimlendirme standartlarının, su yönetim stratejilerinin ve otomasyon altyapılarının da tartışılması gerekir. Çünkü Çukurova’nın Hollanda’nın serasını kopyalamaya ihtiyacı yok. Antalya’nın serasını da kopyalamaya ihtiyacı yok. Çukurova’nın kendi serasını tasarlamaya ihtiyacı var. Ve bugün yapacağımız doğru mühendislik tercihleri, önümüzdeki 20 yıl boyunca bölgemizde yapılacak örtü altı üretimin rekabet gücünü belirleyecek.”