Kağıt üzerindeki rekor ile tarladaki gerçek

Türkiye'nin tarımsal hasılada 83,2 milyar dolara ulaştığı, dünyada yedinci, Avrupa'da birinci sırada yer aldığı belirtiliyor. Tarlada gece gündüz ter döken üreticinin borç içinde yüzdüğü, girdi maliyetleri altında ezildiği bir ortamda bu rakamlar kafa karıştırıcı gelebilir. Gerçekte bu durum bir çelişki değildir; makroekonomik verilerin hesaplanma biçiminden kaynaklanan bir illüzyondur. Gelin, kağıt üzerindeki bu büyümenin arkasında yatan gerçekleri birlikte inceleyelim. Hasıla kazanç demek değildir En temel yanılgı, "hasıla" kavramının üreticinin cebine giren net kar sanılmasıdır. Tarımsal hasıla, bir ülkede bir yıl boyunca üretilen tüm tarım ürünlerinin toplam piyasa değerini gösterir. Ürünün fiyatı arttıkça, üretilen miktar aynı kalsa dahi toplam hasıla yüksek görünür. Yüksek enflasyon nedeniyle fiyatlar katlanmıştır. Bu durum, hasıla rakamını yukarı taşımıştır. Dolayısıyla bu veri, tarımın büyüdüğünü kanıtlamaz; ürünlerin pahalılaştığını doğrular. Maliyet krizi görülmüyor Veriler, üreticinin en büyük kabusu olan girdi maliyetlerini tamamen göz ardı ediyor. Çiftçinin mazot, gübre, tohum dahi ilaç için ödediği paralar bu tablolarda yer almaz. Girdi fiyatları katlanarak artarken ürün fiyatı biraz yükselse hasıla yine de büyümüş görünür. Gerçekte ise üretici zarar etmektedir, toprağına küsmektedir. Yani ciro artarken, net kazanç yok olmaktadır. Büyük rakamlar, köylünün borcunu kapatmaya yetmiyor.    
Benzer Videolar