TARIMINSESİ/ Türkiye’nin can damarı olan tarım sektörü, Cumhuriyetin kuruluşundaki “efendilik” makamından her geçen gün uzaklaşıyor. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün toplumsal yapının en sağlam dayanağı olarak tanımladığı köylü, bugün ağır bir yoksulluk sarmalı, belirsizlik, terk edilmişlik duygusuyla baş başa kaldı. Anadolu köylerinde üretim durma noktasına gelirken, genç nüfusun toprağını terk etmesi gıda güvenliğini de tehdit ediyor.
Borç Yükü 1 Trilyon Lirayı Aştı
Türkiye İstatistik Kurumu verileri, son yirmi yılda köy nüfusunun yüzde otuzdan fazla azaldığını ortaya koydu. 2000’lerin başında her üç kişiden biri köylerde yaşarken, bugün bu oran beşte bire kadar geriledi. Genç kuşak, köylü olmayı bir “yoksulluk yazgısı” olarak görüp kentlerin güvencesiz iş kollarına yöneliyor. Bu durum köyleri yaşlıların barınağına dönüştürürken, üretim gücünü de baltalıyor.
Üreticinin topraktan kopmasının en büyük nedeni ise altından kalkılamaz hale gelen girdi maliyetleri. Yerel olmayan tohum, pahalı gübre, mazot fiyatları köylünün belini büküyor. Banka verilerine göre çiftçi borçları 2025 sonunda 1 trilyon 120 milyar liraya ulaşarak tarihi bir rekor kırdı.
Dışalım Bağımlılığı Artıyor
Üretimin zorlaşması, Türkiye’yi temel gıda ürünlerinde dışa bağımlı hale getirdi. 2025 yılında saman, buğday, mısır gibi temel kalemlerde yapılan dışalım (ithalat) miktarı beş milyon tonun üzerine çıktı. Üreticiler, devlet desteklerinin bir ayrıcalık değil, anayasal bir hak olarak ekimden önce verilmesini talep ediyor. Aracıların, küresel şirketlerin sömürdüğü bu çarpık düzene karşı tek kurtuluşun gerçek anlamda işleyen kooperatifler olduğu vurgulanıyor.
Doğanın Talanı Üretimi Vuruyor
Denetimsiz madencilik projeleri, kontrolsüz sanayileşme, çevre kirliliği köylünün yaşam damarlarını kesiyor. Zehirlenen yeraltı suları, imara açılan otlaklar hayvancılığı bitme noktasına getirdi. Üretici temsilcileri, iktidarın tarım alanlarını beton yığınına çeviren rant projelerini durdurması, toprağı koruması gerektiğini belirtiyor.
“Adalet Toprağın Altında Kalmasın”
Köylünün emeği yalnızca kendi ailesini değil, bütün toplumu doyurmaya devam ediyor. Ancak bu emeğin değeri küçümsendikçe toplumun denge ayarları bozuluyor. Köylünün üretimden çekilmesi, kentli tüketicinin de açlıkla yüzleşmesi anlamına geliyor. Uzmanlar, çiftçinin traktörü elinden alınırsa adaletin toprağın altında kalacağı uyarısını yapıyor. Artık gerekçe üretme zamanı geçti; şimdi toprağa can, köylüye umut, üreticiye güç verme günüdür.
YAZARLAR
04 Haziran 2026YAZARLAR
04 Haziran 2026YAZARLAR
04 Haziran 2026ETKİNLİK
04 Haziran 2026GÜNDEM
04 Haziran 2026GÜNDEM
04 Haziran 2026GÜNDEM
04 Haziran 2026