Beslenme Uzmanı Gülşah Erhan, uzun ile sağlıklı yaşamın yalnızca genetikle açıklanamayacağını, sağlıklı yaşlanmanın merkezinde bitki ağırlıklı beslenmenin bulunduğunu söyledi.
Erhan, “Longevity” yaklaşımının yalnızca yaşam süresini uzatmayı değil, hastalıklardan uzak, üretken, nitelikli geçirilen yılları artırmayı hedeflediğini belirtti. Bu anlayışın temelinde bağırsak mikrobiyotasını destekleyen beslenme düzeni ile Akdeniz, Okinawa gibi geleneksel modellerin yer aldığını dile getirdi.
Akdeniz Diyeti’nin zeytinyağını temel yağ kaynağı olarak kullanması, sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, balığı merkeze almasıyla öne çıktığını söyleyen Erhan, bu düzeni uygulayanlarda kalp damar hastalıkları, diyabet, bazı kanserler, erken ölüm riskinin azaldığını vurguladı. Nordik Diyet’in çavdar, yulaf, kırmızı mor orman meyveleri, kanola yağını öne çıkardığını, Okinawa Diyeti’nin ise mor tatlı patates, yeşil sarı sebzeler, soya ürünleri, deniz yosunları, baharatlarla sağlıklı yaşlanmayı desteklediğini aktardı.
Erhan, besinlerin türü kadar pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu belirterek, zeytinyağı, yeşil yapraklı sebzeler, yaban mersini, baklagiller, kuruyemişler, avokado, yağlı balıklar, tam tahıllar, kahve, çay, baharatların longevity mutfağının temelini oluşturduğunu söyledi. Buharda pişirme, haşlama, düşük orta ısıda zeytinyağıyla pişirme yöntemlerinin besin değerini koruduğunu, yüksek ısıda kızartmaların ise inflamasyonu artırdığını ekledi.
“Longevity bir diyet değil, yaşam biçimidir” diyen Erhan, bitki ağırlıklı beslenmenin yanında sigara kullanmamak, her gün en az 30 dakika hareket etmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, ölçülü yaşamanın birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Bilimsel çalışmaların, bu kuralları uygulayan bireylerde 50 yaş sonrası yaşam süresinin kadınlarda yaklaşık 14 yıl, erkeklerde ise 12 yıl arttığını gösterdiğini söyledi.
YAZARLAR
06 Eylül 2026YAZARLAR
06 Eylül 2026YAZARLAR
06 Eylül 2026ETKİNLİK
06 Eylül 2026GÜNDEM
06 Eylül 2026GÜNDEM
06 Eylül 2026GÜNDEM
06 Eylül 2026