Planlı tarım kim için? Çukurova’da üreticinin gerçek geleceği

Planlı tarım kim için? Çukurova’da üreticinin gerçek geleceği

ABONE OL
Temmuz 1, 2026 12:42
Planlı tarım kim için? Çukurova’da üreticinin gerçek geleceği
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adana Ticaret Borsası Haziran Ayı Meclis Toplantısı’nda konuşan Şahin Bilgiç, tarımın yalnızca bir üretim çalışması olmadığını, gıda güvenliği ile ekonomik dengenin temeli olduğunu belirtti. Çukurova’da buğday hasadının bitimiyle birlikte ayçiçeği, mısır, pamuk, soya fasulyesi ile yer fıstığı hareketliliğinin başlayacağını anımsatan Bilgiç, üretimin planlı yürütülmesinin zorunluluğuna değindi.

Bu açıklamalar ilk bakışta doğru, yerinde saptamalar gibi görünebilir. Ancak üreticinin topraktaki somut gerçeği ile borsa salonlarındaki sözler her zaman örtüşmüyor. Üretim planlaması, su yönetimi, dijitalleşme ile lisanslı depoculuk gibi süslü kavramlar, arkasındaki yapısal sorunlar çözülmedikçe çiftçinin sorununu çözmüyor.

Kağıt Üstünde Planlama, Tarlada Borç Kıskacı

Şahin Bilgiç, üretim planlamasının tarımın geleceğini güçlendireceğini vurguluyor. Doğrudur; planlama olmadan ne toprağın verimi korunabilir ne de halkın gıda güvenliği güvenceye alınabilir. Ne var ki bugün planlama denilen olgu, girdi maliyetlerinin altında ezilen, gübre, mazot, tohum fiyatlarını karşılayamaz duruma gelen çiftçinin tarlasını ekememesi gerçeğiyle çarpışıyor. Planlama, yalnızca sanayinin hammadde istemini karşılamak, büyük şirketlerin çarkını döndürmek için yapılırsa üreticiyi toprağına küstürür. Gerçek bir planlama, sanayicinin kazancını değil, alın terini döken köylünün geçimini, ürününe hak ettiği taban fiyatın verilmesini merkeze almak zorundadır.

Su Yönetimi: Zorunluluk Ama Kimin Parasıyla?

Geleceğin kapalı devre basınçlı sulama sistemlerinde, akıllı teknolojilerde olduğu aktarılıyor. İklim krizinin kapıda olduğu, su kaynaklarının tükendiği bu çağda buna karşı çıkmak olanaksız. Fakat sormak gerekir: Borç içinde yüzen, tarlasını sulamak için harcadığı elektrik faturalarını ödeyemeyen küçük üretici bu pahalı modern sulama sistemlerine nasıl erişecek? Kamusal destek olmaksızın, su yönetimini yalnızca uluslararası yarışım gücü, dışsatım odaklı pazar zorunluluğu üzerinden okumak, küçük çiftçiyi büyük tarım şirketlerinin insafına terk etmek demektir. Çukurova’nın suyu, holdinglerin bilançolarını değil, toprağı canlandıran üreticinin tarlasını parasız, engelsiz beslemelidir.

Lisanslı Depolar ile Dijitalleşme Masalı

Lisanslı depoculuğun üreticiye finansman kolaylığı sağladığı, Elektronik Ürün Senedi ile avantaj sunduğu ileri sürülüyor. Uygulamada ise bu depolar çoğu kez ürünü ucuza kapatıp bekleten, piyasayı elinde tutan aracıların, büyük tüccarların gücünü artırmaya yarıyor. Çiftçi borcunu ödemek için hasat döneminde ürününü elinden çıkarmak zorundayken, depolama olanaklarından asıl yararlananlar yine anapara sahipleri oluyor. Aynı durum yapay zeka, drone, duyarlı tarım gibi dijital dönüşüm başlıklarında da geçerli. Teknoloji güzeldir ancak küçük üreticinin cebinde tohum alacak parası yokken tarlasına drone uçurmasını beklemek hayalciliktir. Tarımda dijitalleşme, üretici kooperatiflerinin eliyle kamulaştırılmadığı sürece tarımsal tekelleşmeyi büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Adana’nın katma değer üreten bir tarım merkezi olması, borsa endekslerinin yükselmesiyle düşünülemez; üreten köylünün borçsuz, güvenceli, mutlu yaşamasıyla düşünülebilir. Çukurova’nın verimli toprakları şirketsel kazançların değil, halkın egemenliğinin temeli olmalıdır.

 


TariminSesi.Com.Tr internet sitesinde yayınlanan içerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.


En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP