Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman, Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, hayvancılık ile kırmızı et konusunda yaşanan krizin giderek büyüdüğünü söyledi. Üreticilerin derinleşen sorunlarla boğuştuğunu, halkın ise et tüketemez hale getirildiğini vurgulayan Barut, AKP iktidarının yüz binlerce hayvan ile tonlarca kırmızı et ithal ederek dışarıya 13 milyar dolar ödediğini anımsattı.
Barut, “Buna karşın ne üretici rahat nefes almış, ne ülkenin hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır” dedi.
Türkiye’de kırmızı et tüketiminin artan fiyatlar ve üretim sorunları nedeniyle sürekli gerilediğini belirten Barut, “Kırmızı et tüketiminde yaşanan bu kara tablo yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda çok ciddi bir halk sağlığı sorunudur” sözlerini kullandı.
Kırmızı et fiyatlarındaki artışın temel nedenlerine işaret eden Barut, hızla artan üretim maliyetleri, yetersiz tarımsal destekler, dışalıma dayalı hayvancılık politikaları ile üreticiyi korumayan piyasa düzenlemelerinin sorunu büyüttüğünü söyledi. Özellikle küçük ile orta ölçekli hayvan yetiştiricilerinin artan maliyetlere karşın emeğinin karşılığını alamadığını, eti ile sütü para etmezken dişi hayvanların dahi kesime gittiğini, çiftçinin de üretimden çekildiğini dile getirdi.
Kamusal açıdan düzenleyici kurum olarak görev yapması gereken Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) mağduriyet yarattığını bildiren Barut, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ESK’nin uyguladığı kesim ve alım fiyatları, küçük üreticiler açısından ciddi bir mağduriyet yaratıyor. ESK tarafından açıklanan kesim fiyatları, birçok bölgede üretim maliyetlerinin altında kalmakta, küçük üreticileri zarara zorlayarak ve üretim dışına iterken özellikle büyük işletmeler lehine bir piyasa yapısı oluşmasına neden oluyor. Küçük üretici, hayvanını zararına kestirmek zorunda bırakılıp mağdur olurken hayvancılığı bırakıyor. Yıllardır sürdürülen canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı politikaları da, yerli üretimi baskılıyor. 2010 yılından bu yana Türkiye yaklaşık 11 milyon baş canlı hayvan ve 500 bin tonu aşacak şekilde kırmızı et ithal etmiş, 13 milyar dolar ödenmiştir. Son yıllarda ithalat artmış, 2025 yılı içerisinde 505 bin büyükbaş, 19 bin küçükbaş ithalatı yapılmış, 50 bin tonu aşkın kırmızı et ithalatı yapılmıştır. 2025 yılı için 1.2 milyar dolara yakın paramız dışarıya gitmiştir. Buna rağmen ne üretici rahat nefes almış, ne hayvan varlığı artmış, ne et fiyatları düşmüş ne de tüketicinin ete erişimi kolaylaşmıştır. İthalat adımları üretimi, üreticiyi, tüketiciyi ve ülke ekonomisini zarar sokmuştur.
ÇÖZÜM İÇİN ÖNERİLERİNİ SIRALADI
İktidarın bu sene içinde şimdilik 450 bin büyükbaş ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapacağı öngörülüyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirmeye yeminliler gibi destek vermeyerek, üstüne ithalat politikalarıyla birlikte ESK’nin düşük alım fiyatları ve yetersiz müdahalesi gözetildiğinde tablo daha da kötüleşiyor. Küçük üretici üretimden kopuyor, hayvan varlığı azalıyor, halkımız ise yüksek fiyatla karşı karşıya kalıyor. Yemden samana tüm maliyetler katlanırken, üreticinin eti ve sütü para etmiyor ama borcu sürekli katlanarak artıyor. Bu yaşananlar ve dayatılanlar hayvancılığı sürdürülemez hale getiriyor, ülke hayvancılığı tümüyle dışa bağımlı hale getiriliyor. Şap salgınında yaşandığı gibi bu iktidar çözüm üretmiyor, aksine büyütüyor. Çözüm için ise derhal ithalata dayalı hayvancılık politikaları son bulmalıdır. ESK’nin kesim ve alım fiyatları, üretim maliyetlerini esas alıp üretici lehine revize edilmeli, küçük ve orta ölçekli üretici korunmalı, yemden veterinerlik hizmetlerine dek diğer tüm girdilerde maliyet düşürücü yapısal önlemler alınmalıdır. Sorunlara çare olmayıp aksine büyüten destekleme politikaları da işlevsel, gerçekçi ve sürdürülebilir hale getirilmelidir.”
YAZARLAR
26 Temmuz 2026YAZARLAR
26 Temmuz 2026YAZARLAR
26 Temmuz 2026ETKİNLİK
26 Temmuz 2026GÜNDEM
26 Temmuz 2026GÜNDEM
26 Temmuz 2026GÜNDEM
26 Temmuz 2026