/ Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin ardından Türkiye tarımı, çiftçisi ve ekonomisinin darboğa sürüklendiğini belirterek iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Mazot ile gübre fiyatlarının çiftçiyi perişan ettiğini vurgulayan Barut, “Tarımı hor görenler, yarını zor görür” dedi.
Barut, ekim dikim döneminde çiftçinin traktörünün kontağını dahi çeviremediğini, gübrenin adeta altına döndüğünü ve gramla bile atılamadığını söyledi. Çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirten Barut, KDV ile ÖTV indirimi dahil acil destek paketi çağrısı yaptı.
“Gıda güvenliği ile egemenliği açısından Türkiye büyük bir risk altında” diyen Barut, iktidarın yangını seyrettiğini, tarımın geleceğinin ise ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu sözleriyle dile getirdi.

Meclis Genel Kurulu’nda İYİP’in grup önerisi üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, şunları söyledi:
“2026 yılı gıda güvenliğimiz ve gıda egemenliğimiz açısından çok risk altındadır. Çünkü tarımsal üretimin en önemli temel girdilerinden olan mazotun litresi 80 liraya, gübrenin tonu da 35 bin liraya dayanmıştır. Bu fiyatlarla ekim, dikim yapmak mümkün değildir. Bu fiyatlarla ekim yapmak değil, çiftçi, traktörünün kontağını dahi çeviremez durumdadır; aynı zamanda, gübre de altınla eşdeğer olmuş, gübrenin gramını dahi tarlasına atamaz durumdadır.
Gübre kullanmakla üründe kalite artar, rekolte artar. Üründe gübre kullanmayınca yüzde 20 ila yüzde 80 arasında rekolte kaybı olacaktır. İşte, bu nedenle diyoruz ki: 2026 yılında gıda egemenliğimiz tehlike altındadır. Türkiye’de çiftçimizin kullanmış olduğu gübre yılda 6,5 milyon tondur ve mazot da 3 milyar litredir. Bunların da tamamı -gübrenin yüzde 90’ı, mazotun da tamamı dışa bağımlıdır. Peki, neden dışa bağımlıyız? Çünkü bir zamanlar gübre fabrikaları vardı, kamuya ait, devlete ait; İGSAŞ vardı, TÜGSAŞ vardı, Kütahya, Samsun gübre fabrikaları vardı. Bunlar ne oldu şimdi? Ya özelleştirildi, ya kapatıldı. Bu krize Hürmüz Boğazı’ndaki yaşanan savaşın etkisi de eklenince maalesef çiftçinin mazot ve gübredeki sıkıntısı çok daha arttı ve savaşın şu anda en ağır faturasını da maalesef çiftçimiz ödemektedir. Bu nedenle, çiftçilerimiz bu söylediğim nedenlerden dolayı yabancıların eline ya da özel sektörün eline terk edilmiş durumdadır.
Gelin, rakamlarla bir tabloya bakalım: 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde ürenin 1 tonu 261 liraydı, üre gübrenin; şu anda 35 bin lira, tamı tamına 135 kat artmış durumda. Yine, AKP iktidarı iktidara geldiğinde mazotun litresi 1,1 liraydı, şu anda 76 lira yani 80 liraya dayanmış durumda. Yaklaşık 70 kat fiyat artmış durumda. Buradan sesleniyorum, ‘Gübrede, stokta sorun yoktur’ diyenlere sesleniyorum: Gelin, Çukurova’ya davet ediyorum, gübre var mı, yok mu değerli arkadaşlar, bir görelim. Olan da gübreyi maalesef şu anda stoklamış ve satmıyor. Tam ekim, dikim dönemi ama çiftçi şu anda perişan değerli arkadaşlar. Yapılması gereken çok basit, tıpkı İspanya’nın yaptığı gibi çiftçiyi ve tarımı koruyacak adımlar atılmalıdır. Mazottaki ve gübredeki ÖTV, KDV kaldırılmalıdır. Eğer bu destekler de yetmiyorsa bunlara ek destek verilmelidir. Tarımı hor görenler değerli arkadaşlar, yarını zor görür. Çiftçiyi desteklerseniz tüketiciyi de desteklemiş olursunuz.”
YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026ETKİNLİK
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026