Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Ayhan Barut, meclis kürsüsünden tarım sektöründeki derinleşen krizi haykırdı.
İran üzerindeki gerilimin ardından yükselen enerji maliyetlerine dikkat çeken Barut, gübre, akaryakıt, doğalgaz alanında dışa bağımlı olan Türkiye’de üreticinin ağır fatura ödediğini belirtti.
İktidarın tarım politikalarını eleştiren milletvekili, her küresel sarsıntının yerli çiftçiyi vurduğunu vurguladı. Üretimi önceleyen, dışa bağımlılığı bitiren, köylüyü koruyan adımların bir an önce atılmasını isteyen Barut, yerli üretime dönük kalıcı çözümler beklediklerini vurguladı.
Savaşın etkileriyle sarsılan tarım ekonomisi için meclisi göreve çağıran CHP’li vekil, çiftçinin bu bedeli ödememesi gerektiğini anımsattı.
Meclis Genel Kurulu’nda Yeni Yol Grubu’nun sunduğu Hürmüz Boğazı ekseninde yaşanan krize yönelik önerge üzerine CHP Grubu adına kürsüye çıkan Ayhan Barut, şu sözlere yer verdi:
“Ortada AKP eliyle ne Türk çiftçisi kalmış ne de üretim. Geçen yıl Türk çiftçisi bir taraftan doğal felaketlerle uğraştı, başına gelmeyen kalmadı, bir taraftan da ekonomik krizlerle uğraştı ve şu anda da ülke çiftçisi maalesef çok zor günler geçiriyor. Buradan ‘Türk çiftçisinin durumu iyi’ diyenlere şunu söylemek istiyorum: 2025 yılı Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tek küçülen sektör tarım sektörüdür; yüzde 8,8 küçülmüştür. Geçen yıl doğal felaketlerle uğraşırken bu yıl da ülkemiz çiftçisi savaşın ağır faturasını ödüyor.
Dünyanın neresinde olursa olsun, özellikle de bölgemizde bir gerilim olsa, atılan her bir füze, yapılan her bir askerî harekât başta Türkiye ekonomisini ve bizim ülkemizin çiftçisini, tarımsal üretiminin maliyetini olumsuz etkiliyor. Bunun sonucunda da yurttaşımızın mutfağı olumsuz etkileniyor ve pahalıya tüketmek durumunda kalıyor. Aslında tüm dünyayı sarsan pandemide görüldü, aynı zamanda Gazze’ye yönelik vahşi saldırılarda da görüldü, Ukrayna savaşında da gördük ve defalarca da tecrübe edildi ancak ders çıkaran bir iktidar maalesef yok. Şu anda da Amerika ve İsrail ile birlikte İran’a yönelik saldırılar da bu acı tabloyu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan bu kriz sadece askeri bir kriz değildir. Dünya petrolü, enerjisi, gübresi ve bu hammaddelerin büyük bir bölümü bu dar geçitten taşınmaktadır. Bu hatta yaşanan bir kriz enerji fiyatlarını, gübre ve petrol fiyatlarını fırlatmaktadır.
Bu dışa bağımlılıktan dolayı da artan gübre ve mazot fiyatları çiftçimizi çok zor durumda bırakmıştır ve işin içinden çıkılmaz bir duruma sokmuştur. Çok değil, daha beş yıl önce gübre fiyatları, özellikle üre gübresinin tonu 3 bin lirayken, şu anda tonu 30 bin liraya gelmiştir.Şu on günlük savaş anında dahi yüzde 20 civarında gübrede fiyatlar artmıştır. Şu anda çiftçi bu fiyatlara rağmen gübreyi arasa da bulamıyor, eline de geçiremiyor. Tam da ekim dönemi. Beş yıl önce 6,5 lirayken bugün 65 liranın üzerine 1 litre mazotun fiyatı çıkmıştır. Soruyorum size, ‘Bu şartlarda çiftçi nasıl üretsin?’ Üretse bile bu fiyatlara gübreyi nasıl alsın, nasıl eksin? Gübre kullanamayacağı için, en önemli girdi, verimi doğrudan etkileyen gübre eğer olmazsa hem ürün kalitesinde hem de rekoltede büyük kayıplar olacak. Çiftçimizi sahipsiz sanmayın.Çiftçinin kullandığı mazottan tüm vergi yüklerini kaldırın, gübrede dışa bağımlılığı azaltın. Üretimi önceleyen, çiftçiyi koruyan, gübreden mazota her alanda bağımlılığı azaltan, yerli üretime dönük politikalara yönelin.”
YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026ETKİNLİK
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026