DOLAR

49,6138

0,14%
EURO

55,7739

0,19%
ALTIN(gr)

6.566,12

-0,48%
BİST 100

11577.12

-0,48%
X





CHP’li Gürer’den Kamboçya ile Venezuela anlaşmalarına tepki

CHP’li Gürer’den Kamboçya ile Venezuela anlaşmalarına tepki

ABONE OL
Mayıs 22, 2025 07:00
CHP’li Gürer’den Kamboçya ile Venezuela anlaşmalarına tepki
0

BEĞENDİM

ABONE OL

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Türkiye ile Kamboçya Krallığı arasında yapılan ormanlık alan işbirliği mutabakatını eleştirdi. Gürer, anlaşmanın gizlilik maddesi başta olmak üzere dikkat çeken yönlerini kamuoyuyla paylaştı.

“Türkiye, Kamboçya’nın iki katı orman alanına sahipken, böyle bir anlaşma neden yapıldı?”

Gürer, Türkiye’nin orman varlığı Kamboçya’nın iki katı olmasına karşın 7.396 kilometre uzaktaki bir ülkeyle işbirliği yapmanın gerekliliğini sorguladı. Ayrıca, Türkiye’nin tarımsal ve ormancılık sorunları varken başka ülkelerde projeler yürütmenin yanlış olabileceğini savundu.

Anlaşmanın gizlilik maddesi dikkat çekti

Gürer, mutabakatta yer alan “Taraflar, karşılıklı sağlanan tüm belge, bilgi ve verileri gizli tutacak” sözlerinin soru işaretleri oluşturduğunu dile getirdi. “Bu bilgiler zaten kamuya açık veriler olması gerekirken neden gizlilik maddesi eklendi?” diye sordu.

CHP’li Gürer, Kamboçya ile yapılan anlaşmanın ayrıntılarına değinirken şunları söyledi:

“Kamboçya ile yapılan anlaşma, orman ve orman arazisi rehabilitasyonu, entegre havza yönetimi, orman ağaçları ve fidanlarının üretimi, orman yangınları ile mücadele, çölleşme ve arazi bozulumu ile mücadele, sürdürülebilir orman yönetiminin desteklenmesi, sürdürülebilir yasal alanların korunması, odun dışı orman ürün ve hizmetlerinden faydalanma, orman hastalık ve zararlıları ile mücadele gibi maddeler içermektedir. Ayrıca, ormancılıkta izleme, rapor ve doğrulama amacıyla coğrafi bilgi ve uzaktan algılama dahil olmak üzere bilgi sistemleri uygulanması ve kullanılması, orman gen laboratuvarlarının teşvik edilmesi, iklim değişikliğinin azaltılması ve uyum sağlanması da bu maddeler arasında yer almıştır. Anlaşma, ormancılık alanında teknik bilgi paylaşımı, yetkililerin, danışmanların ve personelin değişimi, ortak çalıştay, toplantı, seminer, eğitim programları ve çalışma ziyaretleri düzenleyerek kapasite geliştirilmesini ve Tarım Orman Bakanlığı tarafından yürütülmesini öngörmektedir. Ayrıca, ilgili ticari kuruluşların teşvik edilmesi de anlaşmada belirtilmiştir. Ancak, 22 saat uçakla gidilen ve Türkiye’den 7.396 kilometre uzaklıkta, orman alanları Türkiye’nin yarısı kadar olan bir ülkeyle böyle bir anlaşma yapılması dikkat çekicidir

Bu anlaşmanın içeriğinde ilginç bir madde var. Çok da rastlamadığımız bir şey. Diyor ki: “Taraflardan her biri yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça iş ve mutabakat zaptına uygulanması için diğer taraftan alınan ve diğer tarafa sağlanan tüm belge, bilgi ve diğer veriler gizli olarak değerlendirilir.” Ormanla ilgili karşılıklı alınan bilgiler, zaten açık alanda kullanılan bilgilerin dışında. Bu gizliliğe neden ihtiyaç duyuluyor? Neden böyle bir gizlilik var? Yazılı soru önergesi verdiğimizde, “Oradan buraya gelen ne kadar orman ürünü oldu? Ormanla ilgili ne yapıldı? Ne kadar gider var?” diye sorduğumuzda, “Yapılan anlaşma gereği gizlilik var, onun için bilgi veremeyeceğiz,” demekten ibaret bir madde gibi görünüyor. Buna neden ihtiyaç duyulmuş, bilmiyorum.

“KENDİ SORUNLARIMIZI ÇÖZELİM”

7396 km ötedeki ormanların varlığına ek olarak, ekvator iklimi ile bölgesel iklim uyumumuz da yok. Ne geliştirilecek? Turistik seyahatlerden başka çalıştaylar, toplantılar ve buna benzer giderler mi oluşacak? Ayrıca, gizliliği esas alan bir düzenleme olduğuna göre, oradan buraya ne gelecek, buradan oraya ne gidecek? Bu konular düşündürücü. Sudan’da yaşanan örnek, bu konuda Türkiye’nin model olarak doğru, ancak uygulama olarak yanlış bir girişimde bulunduğunu gösteriyor.

KENDİ ÜLKEMİZİN TARIMINA ODAKLANALIM

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bugünkü bünyesiyle zaten Türkiye’de tarımı yönetemediği bir gerçek. Gıdada mevcut denetim eksikliği de ortada. Bunun yanı sıra, ormanlarla ilgili ortaya çıkan yangın ve diğer sorunlar kamuoyunun bilgisinde. Siz, kendi ülkenizde tarımı yönetemezken, ormanlarla ilgili sorunlar çözülmemişken ya da gıdada yapmanız gereken pek çok iş varken, kalkıp başka ülkelerde orman anlaşmaları yaparak neyi ve nasıl düzelteceksiniz? Bu da bir soru işareti.”

VENEZUELA İLE TARIM ANLAŞMASI GÜNDEMDE

Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, Venezuela ile yapılan tarım anlaşmasına ilişkin de şu sözlere yer verdi:

“Bu anlaşma, Türkiye’den 10.563 kilometre uzaklıkta, Güney Amerika’da yer alan Venezuela ile yapıldı. Bu anlaşmada, Venezuela’ya teknik anlamda yardımcı olunacağı, oradaki ürünlerle ilgili farklı bilgilerin aktarılacağı, onların daha iyi ürün yetiştirmesinin sağlanacağı gibi ifadeler yer alıyordu. Ancak, bu çalışmalarla ilgili sonraki dönem bakanlarının aynı bilgiye sahip olmadığı ortaya çıktı.

Sudan’ın dışındaki Nijer ve Venezuela’da yapılacak çalışmalarla ilgili, bakanlık bilgi vermediği gibi, “Bizim böyle bir konuda bilgimiz yok,” diye yazılı yanıtlar verildi. Dışişleri Bakanlığı ise, “Anlaşma var,” diyordu. Nijer’le ilgili, hatta “TİGEM görevi var,” deniliyordu. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı, ‘Yok böyle bir anlaşma,’ diye yanıt verebiliyordu.

BİTKİ KARANTİNASI VE İŞBİRLİĞİ GÜNDEMDE

Buradaki yapılan anlaşmada, bitki karantinası alanında karşılıklı yarar sağlayan ilişkinin genişletileceği belirtiliyor. Venezuela Tarım Sağlığı Kurumu aracılığıyla bir işbirliği öncelikleniyor. Bitki sağlığı ve mevzuatına tabi ürünlerin ithalatı, ihracatı ve transit geçişini düzenleyen, kendi topraklarında yürürlükte olan mevzuata uygun çalışmaların yanı sıra her iki ülkenin bitki sağlığı gözetim sistemlerini iyileştirmek, güçlendirmek için gerekli değişimleri ve yardımı gerçekleştirmeyi; mümkün olduğunda sevkiyatların veya ülkeler arası gerçekleşen ticaretin bitki sağlığı statüsünün garantilerini artırmak için iki taraflı olarak tanımlanan zararlılardan arınmış alanların oluşumunu ele alıyorlar. Böylece Venezuela ile daha önce yapılan görüşmelerin ardından bir anlaşma da bu doğrultuda gelmiş.

TÜRKİYE’NİN TARIM SORUNLARI

yıllık uygulamalarda ortaya çıkan tablo da iç açıcı değil. Her bakan değiştiğinde politika değişiyor, her bakan geldiğinde yeni bir mevzuat ve çalışma programı açıklanıyor. Her açıklanan, bir sonraki açıklamada yapılmadığı halde tekrar gündeme geliyor. Algıyla kamuoyu sanki yeni bir şey varmış gibi gösteriliyor; ancak uygulamada bunlar gerçekleşmiyor.

Ne şura toplantılarında alınan kararlar ne de önceki destekleme çalışmaları, istenen değişimi ve dönüşümü sağlayabiliyor. Siyasi iktidar, tarım kanunu çıkarmasına rağmen 21. maddesine göre milli gelirin %1’ini çiftçiye verme taahhüdünü gerçekleştirmiyor. 2025 yılında milli gelirin %1’i 615 milyar lira yapıyor; ancak çiftçiye ayrılan destek yalnızca 135 milyar lira. Bu durumda çıkarılan kanun uygulanmıyor, alınan kararlar hayata geçirilmiyor. Sulamada sorun var, arazi toplulaştırmada sorun var, üretim maliyetlerindeki artışın yanı sıra pazarlamada sorun var. Kooperatifçilikte sorun var, raftaki ürünlerin içeriğiyle ilgili yurttaşların gıdaya erişiminde yaşadığı olumsuzluklara karşı tek güvencesi olan bakanlığın yeterli denetim yapmasında sorun var.

“ÖNCE KENDİ TARIMIMIZI GELİŞTİRELİM”

Türkiye’de şu an 21 üründe arz açığı var. Buğday, arpa, pamuk, mısır gibi stratejik ürünlerde sorun yaşanırken, başka ülkelerin tarım sorunlarını çözmeye yönelik projeler geliştirmek düşündürücü” ifadelerini kullandı.

Ömer Fethi Gürer, konuşmasını şu çağrıyla sonlandırdı: “Kendi çiftçimizi, besicimizi, üreticimizi sahiplenelim. Tarıma gerekli destekleri verelim. Yaşanan afetler karşısında üreticimizi koruyucu önlemler geliştirelim. Önceliğimiz Türkiye’nin tarımını geliştirmek olmalı.“


TariminSesi.Com.Tr internet sitesinde yayınlanan içerikleri kaynak göstererek alabilirsiniz.


En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP