/ Çernobil nükleer yıkımının 40. yılında, yöre insanlar için hâlâ sakıncalı. Yine de doğa, yaşamı yeniden yeşertiyor. Dünyanın en vahşi atları, kirlenmiş topraklarda özgürce geziniyor.
Kırk yıl önce, 26 Nisan 1986’da, Ukrayna’daki atom gücü santralindeki patlama, ışınımı Avrupa’nın her yanına saçtı. On binlerce insan yurdundan oldu, kasabalar boşaldı. Bu olay, tarihin en ağır nükleer yıkımıydı. Aradan geçen kırk yılın ardından, Çernobil alanı insanlar için hâlâ ürkütücü. Ancak yaban hayatı geri döndü.
Ukrayna-Belarus arasındaki insansız alanda artık kurtlar geziniyor. Boz ayılar, vaşaklar, kızıl geyikler, alageyikler, başıboş köpek sürüleri çoğalıyor. Moğolistan kökenli Przewalski atları, 1998’de bir deneme amacıyla buraya salındı. Ukrayna’nın serbest dolaşan bir soya sahip olması, küçük bir mucize. İnsan baskısı kalkınca, yöre yüzyıllar öncesinin Avrupa doğasını andırıyor. Ağaçlar yıkıntıların içinden yükseliyor, yollar ormana karışıyor. Gizli kameralar, atların terk edilmiş evlere sığındığını gösteriyor.
Yeni sorunlar baş gösterdi. Rusya’nın 2022’deki saldırıları, arazide mayın tarlaları, yangınlar yarattı. Yangınlar, ışınımı yeniden havaya saçıyor. Yöre, artık yalnızca bir yaban hayatı sığınağı değil. Dikenli tellerle çevrili, sıkıca gözlenen bir askerî koridora dönüştü. Çernobil kuşaklar boyunca erişime kapalı kalacak. İnsanlar için tehlikeli, ancak yaşamla dolu.
YAZARLAR
14 Haziran 2026YAZARLAR
14 Haziran 2026YAZARLAR
14 Haziran 2026ETKİNLİK
14 Haziran 2026GÜNDEM
14 Haziran 2026GÜNDEM
14 Haziran 2026GÜNDEM
14 Haziran 2026