Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman, Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, artan üretim maliyetlerine karşın çiğ süt satış fiyatının artırılmamasına sert tepki gösterdi. Çiftçi borçlarının 1 trilyon 400 milyar lirayı aştığını belirten Barut, bir çuval yemin bin lirayı geçtiğine dikkat çekti. Yüksek enflasyon, fahiş oranda artan giderler yüzünden üreticinin borç sarmalına girdiğini, ineklerin kesime gönderildiğini dile getiren Barut, tarladaki fiyata rağmen tüketicinin de pahalılıktan süt alamadığını aktardı.
Ölçütlere uyulmuyor
Ulusal Süt Konseyinin, maliyetlerin düştüğü gerekçesiyle çiğ inek sütü önerilen satış fiyatını litre başına net 24,30 Türk lirası düzeyinde tutma kararını eleştiren Ayhan Barut, bu durumun parite kurallarına uymadığını açıkladı. Girdi fiyatları tırmanırken sütün değer görmemesi nedeniyle besicilerin çıkmaza sürüklendiğini, üretimin sürdürülemez duruma geldiğini bildirdi.
Çözüm yerine kriz büyüyor
Yanlış adımların süt krizini tetiklediğini söyleyen Ayhan Barut, sorunu çözmek yerine büyütenlerin hayvancılığı bitirdiğini savundu. Hem üreticinin emeğinin çalındığını hem tüketicinin sağlıklı yiyeceğe ulaşamadığını söyleyen milletvekili, besicilik kollarının korunması adına alım fiyatlarının tez elden güncellenmesi çağrısında bulundu.
Barut, şunları söyledi:
“Bu karar gerçekçi olmadığı kadar üretim ve üreticiye yapılan bir kötülüktür. Üretimde sürdürülebilirliğin temel koşulu, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi ve üretim maliyetlerini karşılayabilecek bir fiyat mekanizmasının oluşturulmasıdır. Yem süt paritesine göre, üretici bir litre süt satışıyla en az 1,5 kilogram yem satın alabilmelidir ama mevcut fiyat politikası ve sürekli artan üretim maliyetleri dikkate alındığında bu denge bir türlü sağlanamıyor.
Yem başta olmak üzere enerji, işçilik, veterinerlik hizmetleri, bakım ve diğer girdilerde yaşanan maliyet artışları üreticinin ayakta kalmasını zorlaştırmaktadır. Gelinen noktada birçok süt üreticisi zararına üretim yapmakta, bazı işletmeler ise süt hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalmaktadır. Damızlık hayvan varlığındaki olası azalma yalnızca bugünün değil, geleceğin süt ve et arzını da tehdit eden ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Üreticinin üretimden çekilmesi, orta ve uzun vadede süt ve süt ürünlerinde arz daralmasına, fiyat artışlarına ve tüketicinin daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalmasına neden olacaktır. Bu nedenle süt sektöründe günü kurtaran geçici kararlar yerine kalıcı ve yapısal politikaların hayata geçirilmesi gerekmektedir. Üretim maliyetlerini esas alan adil bir fiyatlandırma sistemi oluşturulmalı, yem başta olmak üzere temel girdilerde üreticiye etkin destek sağlanmalı, küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretimde kalmasını sağlayacak teşvik mekanizmaları güçlendirilmelidir. Üreticinin desteklenmesi, aynı zamanda tüketicinin de korunması anlamına gelmektedir. Gıda arz güvenliğinin sağlanması, sağlıklı ve ulaşılabilir süt ürünlerine erişimin devamı ve hayvancılık sektörünün geleceği için üretim odaklı, sürdürülebilir ve öngörülebilir tarım politikaları uygulanmalıdır.”
YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026YAZARLAR
21 Temmuz 2026ETKİNLİK
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026GÜNDEM
21 Temmuz 2026